بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
Eshedü en lâ ilâhe illallah:Düsündüm, anladim, kalbimde kabul ettim ve dilimle söylüyorum ki, Allah'tan (c.c) baska kâinat nizamini elinde bulunduran bir baskasi, yani bir ilah yoktur. Içimde putlastirdigim ilahlarin tamamina "lâ" (hayir) deyip inkar ederek; kalbimi ve düsüncemi, rûhumu ve bedenimi, elimi ve dilimi "illallah" deyip, Rabbimin emrine veriyorum. O'ndan baskasini güç tanimaya vesile olacak her seyi "lâ" (hayir) deyip, kenara itiyor, O'nun yani Allah'i tek ve bircik güç ve hâkim taniyarak "illallah" diyor baglaniyorum. Baglandigima dair söz ve biât ediyorum ki, bütün kâinat zerrecikleri sâhid olsun!...

Eshedu enne Muhammedün Resûlüllah:Düsündüm, anladim, kalbimde kabul ettim ve dilimle söylüyorum ki, Rabbime olan ibadetlerimi insanlarin düsüncelerine, kendi arzu ve hevesime ve bid'atlere göre yapmiyacagima, fakat bütün ibadetlerimi Allah'in sevdigi Kur'anda gösterdigi, resûlüne ögrettigi ve Resûlüllah'in (s.a.v.) bizlere gösterdigi sekilde yapacagima. Hz. Muhammed'i Allah'in kulu ve Resûlü olarak kabul edip, Hiristiyanlarin Hz. Isa'yi ilahlastirdiklari gibi ilahlastirmayacagima Allah'a söz veri-yorum...

# Posté le samedi 10 janvier 2009 04:55

Modifié le dimanche 01 février 2009 11:59

...

...
Haya sıyrılmış inmiş, öyle yüzsüzlük ki heryerde
Ne çirkin yüzleri örtermiş, meğer o incecik perde
Vefa yok, ahde hürmet hiç, lafe-i bi medlul
Yalan raiç, hiyanet mültezem, heryerde hak meçhul
Ne tüyler ürperir ya Rab, ne korkunç inkılab olmuş
Ne din kalmış ne iman, din harab, iman türab olmuş..

# Posté le jeudi 27 novembre 2008 16:58

Kul hakkından da ağır olan gıybet!..

Kul hakkından da ağır olan gıybet!..
Bir komşu veya bir dostla konuşup ayrıldıktan sonra arkamızdan konuşmadığından emin olamıyorsak durum kötü demektir. Böyle dostlukta ne muhabbet gelişmesi olur ne de itimat duyma hissi kalır. Çünkü arkasından konuşulduğunu düşünen insan dostlarını hep tereddütle karşılar:
-Kim bilir neler söylüyorlar arkamdan?!. şüphesi içini kemirip durur.
Bu da komşuluk ve dostluk hissini parçalayan bir şüphecilik halini alır.
Bundan olacak ki Hazret-i Kur'an kardeşinin arkasından konuşup gıybetini yapmayı o kardeşinin etini yemeye benzeterek ayıplamış söylediği doğru bile olsa gıybetçiliği kesinkes yasaklamıştır. Ancak ihtiyaç halinde doğru bilgiye gerek duyulması durumunda bilinen gerçek ne ise o bilgiyi doğru vermekte mahzur söz konusu olmamıştır. Böyle bir tanıtıma gerek yokken aleyhtarlık yapıp birinin zaafını kusurunu nazara vermek ona olan ilgiyi hüsnü zannı yok etmek ne kardeşliğe yakışır ne de samimi bir dostluk ve komşuluğa.
İsterseniz dostluğu düşmanlığa çeviren gıybetin kul hakkından da ağır sonucunu anlatan Süfyan bin Uyeyne'den bir yorum arz edeyim sizlere de hep birlikte ibretle okuyup hayretle tefekkür edelim gıybetin kul hakkından da ağır sonucunu...
Bakalım dört yaşında Kur'an-ı Kerim'i ezberleyen elliden fazla yürüyerek hacca giden İmam-ı Şafii gibi zatlara hocalık eden Kufe'nin büyük alimi Süfyan bin Uyeyne gıybet olayının ağırlığını nasıl açıklıyor bizlere görelim. İkinci hicret asrının büyük alim ve mutasavvıfı diyor ki:
- İnsanın üzerindeki hakların en büyüğü şüphesiz ki kul hakkıdır. Kul hakkı şehitlerden bile affolmaz. Hak sahibiyle bizzat helalleşmedikçe... Bu sebeple üzerinde kul hakkı olan kimse bunu ödemek için hak sahibiyle buluşup mutlaka helalleşecektir. Şayet hak sahibi hayatta değilse mirasçılarına gidecek hakkı mirasçıya ödeyecek böylece kul hakkından kurtulması mümkün olacaktır...
Ancak gıybetini yaptığı tanıdığının hakkını böyle ödeyemeyecektir. İnsan gıybetini yaptığı kimsenin mirasçısına varıp da akrabanın aleyhine konuşup gıybetini yapmıştım o da ölmüş arkasından sana şu kadar para vereyim de bana hakkını helal et diyemeyecektir.. Çünkü böyle bir salahiyet verilmemiştir mirasçıya!..
Gıybetini yaptığı kimseyle bizzat görüşerek helallik alacaktır. Bu da ancak mahşerde karşılaşıp yaptığı gıybetine mukabil sevaplarını verecek sevapları yetmezse gıybetini yaptığı kimsenin günahlarını yüklenecek helalleşmek ancak böyle gerçekleşecektir!. Demek ki gıybet helalleşmesi kul hakkından da zor bir helalleşme olacaktır.
Neden gıybet helalleşmesi kul hakkından da zor helalleşme olacaktır? Çünkü insanın haysiyeti şerefi malından üstündür. Malını almak suretiyle hakkını aldığın kimsenin mirasçısına aldığın malı verir kurtulursun. Ama aleyhinde konuşmak suretiyle itibarını düşürdüğün kimsenin haysiyetini şerefini parayla satın alıp geri getiremezsin. Onun hesaplaşması şerefine gölge düşürdüğü kimseyle mahşerde yüz yüze gelmekle olacaktır... Sevaplarını verecek yetmezse gıybetini yaptığı kimsenin günahlarını yükleneceksin ancak böyle helalleşebileceksin... Süfyan bin Uyeyne bu açık seçik yorumuyla demiş oluyor ki: - Siz siz olun gıybete dilinizi alıştırmayın çevrenizle dostluğunuzu kardeşliğinizi zedeleyecek itimat ve hürmetinizi yok edecek gıybetçilikten yılandan akrepten kaçar gibi kaçın. Varsa alışkanlığınızla mücadele edin itimat edilen dost saygı duyulan komşu vasfınızı hep koruyun emin dost ve komşu olma özelliğinizi hep muhafaza edin!.. Şayet mahşerde sevaplarınızı gıybetini yaptığınız kimselere dağıtmak yetmeyince de onların günahlarını yüklenmek zorunda kalmak istemiyorsanız tabii...

# Posté le mercredi 26 novembre 2008 16:53

Modifié le vendredi 26 décembre 2008 09:57

READ QURAN... RECHARGE YOUR IMAN!!!

READ QURAN... RECHARGE YOUR IMAN!!!
Hiç Kul Olmak Için...
Hiç Adam Olmak Için...
Hiç Alim Olmak Için...
Hiç Islami Ogrenmek Için...
Kuran-i Kerim Okudunmu...?!

# Posté le dimanche 21 décembre 2008 11:09

Modifié le samedi 27 décembre 2008 06:40

Kiyamet suresi Ahmet El Acemi

Quand j'ouvre ce livre,
mon coeur ce rejouit...
Quand je lis ce livre,
mes yeux, de l'armes, s'emplissent...
Chacune de ces lettres,
fait tremblé tout mon etre...

Il provient du Roi des rois,
de mon seigneur ALLAH...
Le seul createur
L'unique regisseur...

Il detient un message,
pour le salut de nos âmes...

Celui qui suit ses directives,
à espoir, un jour de vivre....

ya Allah
si tu nous pardonnes, tu es notre Seigneur,
si tu nous chaties, nous te sommes

# Posté le lundi 13 octobre 2008 06:09

Affet Allah'im...

Affet Allah'im...
Hani söz vermiştik Alem-i Ervahta
“Belâ” demiştik “Elestü bi rabbiküm” sualine,
Yaratıcı, rızık verici ve yegane kanuna koyucu olarak
ALLAH'tan başka İlah, önder olarak da O'nun Resûlünden başkasını tanımıyacaktık

Hani söz vermiştik,
Hani söz vermiştik Erkâm'ın evinde,
Hangi şart ve ortamda olursa olsun İlay-ı Kelimetullah misyonunu yürütecek
Musibetlerden yılmıyaca
k hbir tehditten korkamayacak,
Gerekirse ölümlerin en güzeline talib olacaktık

H
ani söz vermiştik Akabe tepesinde
Kendimizi ve ailemizi koruduğumuz gibi
Kamızla, malımızla ve cazla koruyacaktık Resülullah
Hani söz vermtik Akabe tepesinde
D
oğru olan her şeyde Resule itaat edecektik
Rabbani dava elden ele gönülden gönüle balçıkla sıvanmayan hakikat güneşini
Cihadz ve şehadetsiz bırakarak lekelemiyecektik

H
ani söz vermiştik Medine'de,
Hani söz vermiştik dünya kardeşliğinin en zel tekkül etmeye bladığı Medinede,
Kıyamete kadar tüm müslümanlar kardeş olacaktı
Ve bizler “Muhakkak ki bütün müminler kardeştir Ferman-ı İlahisine gönülden bağlanacak
V
ücudun azala gibi hepimizin derdiyle dertlenip sevinçlerimize ortak olacak
Komşusu aç iken yatan bizden değil sturuna,
E
vrensel komşuluk bildirisine,
Kardeşliğin en alt iği olarak bakacaktık

N
emlenmemiş bir gözle, yara almamış bir bedenle huzuruna varmaya utanıyoruz
Ahde vefa gösteremedik ALLAH'ım !
Bunu biliyoruz
A
ma şunu da biliyoruz ki;
R
ahmet deryanda ufacık bir damlayız ,

Yüz yerde ama...

Affet ALLAH'ım!...



# Posté le mercredi 08 avril 2009 16:36

Modifié le vendredi 10 avril 2009 15:48

Kim oldugumu merak ediyosan 'SOR BENI'

Ya Rabb ! Şehadetimi köprü eyle Sevgililer Sevgilisine kavuşmam için...
Vuslatımı takdir et... Canımı kabul buyur aşk'ına...

Duam Sanadır Rabb'im!...
Selâm'ım En Sevgili'ye!...

# Posté le vendredi 10 avril 2009 09:10

Modifié le mercredi 27 mai 2009 17:21